İçeriğe geç
  • Dolar 49,4204
  • Euro 55,4110
  • Sterlin 65,5953
  • Bitcoin 4.069.906 ▲ %1,45

Antalya Sağlık

Antalya'da botoks sonrası zehirlenme şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısı artıyor

Antalya'da botoks uygulamasının ardından rahatsızlanan 16 kişinin tedavi altına alınmasının ardından benzer şikayetlerle yeni hastalar da hastanelere başvurdu. Bir hasta, işlemi doktorun evinde yaptırdığını ve kullanılan ürünlerin sahte olduğunu düşündüğünü söyledi.

Haberler.com'da yer alan habere göre, Antalya'da son üç ayda botoks yaptırdıktan sonra zehirlenme belirtileri gösteren 16 kişi Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde tedaviye alındı. Bu vakaların ardından benzer yakınmalarla yeni hastaların da sağlık kuruluşlarına başvurduğu öğrenildi.

Zehirlenme şikayetiyle hastaneye gelenlerden B.J. (35), ilk kez botoks yaptırdığını ve bu işlemin bir doktorun evinde gerçekleştirildiğini öne sürdü. Göz kapağında düşüklük, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve nefes darlığı yaşadığını belirten B.J., uygulamadan üç gün sonra rahatsızlıklarının başladığını aktardı.

B.J., daha önce çalıştığı klinik grubunda tanıştığı bir doktorun kendisine İstanbul'dan geldiğini ve yaklaşık iki ay önce Antalya'da çalışmaya başladığını söyledi. Öncelikle birkaç seans saç mezoterapisi yaptırdığını ifade eden B.J., doktorun işlemleri evde de yapabileceğini söylediğini belirtti. Saç mezoterapisinin ardından botoks da yaptırdığını anlatan B.J., işlemden üç gün sonra göz kapağında düşme, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü başladığını dile getirdi.

Haberlerde kendisiyle aynı sorunları yaşayan başka kadınlar olduğunu gördüğünü ifade eden B.J., bunun üzerine acil servise başvurduğunu ve tedavisinin başladığını söyledi. İşlemi yapan doktora durumu sorduğunu aktaran B.J., doktorun kendisine yeni bir ürün firmasıyla anlaşma yaptıklarını söylediğini belirtti. B.J., "Kullanılan ürünlerin sahte olduğunu düşünüyorum. Sağlık Bakanlığı'nın bu ürünleri araştırmasını istiyorum" dedi.

AÜ Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Babür Dora, botulinum toksininin yaygın kullanıldığını ve nöroloji alanında da sıklıkla tercih edildiğini söyledi. Zehirlenmelerin daha çok kozmetik amaçlı uygulama yaptıran kişilerde görüldüğünü belirten Dora, bu durumun uygulamayı yapan kişi ve kullanılan ürünün markasıyla ilgili olduğunu ifade etti. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış iki botulinum toksini bulunduğunu hatırlatan Dora, herhangi bir doktorun eczaneden bu ürünü satın alamadığını, bu nedenle merdiven altı uygulamalarda kullanılan botulinum toksinlerinin çoğunun sahte olduğunu kaydetti.

Botulinum toksininin dünyadaki en güçlü zehir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dora, doktorun normalde uygulamak istediği üniteden fazlasını uygulaması durumunda zehirlenmenin ortaya çıktığını söyledi. Botulinum toksini uygulamalarının öncelikle hekimler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Dora, bu işlemin eğitimini almış nöroloji uzmanları, plastik cerrahlar ve dermatologlar tarafından uygulanabildiğini belirtti. Üroloji ve fizik tedavi gibi başka tıp branşlarında da kullanıldığını ifade eden Dora, güzellik merkezlerinde botulinum toksini uygulamalarının yaygınlaştığını ve bu tür zehirlenme vakalarının engellenmesi için yasal düzenleme gerektiğini sözlerine ekledi.

AÜ Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, acil servise yeni vakaların gelmeye devam ettiğini belirtti. Kritik durumdaki bir hastanın yatırılmak zorunda kalındığını aktaran Doğan, hastada yutma ve konuşma güçlüğü olduğunu söyledi. Botulinum toksininin basit bir güzellik ürünü olmadığını, cilt altına verilen ve sinir-kas kavşağını olumsuz etkileyen bir nörotoksin olduğunu ifade eden Doğan, "Bu durum bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Diğer hastanelerde de benzer vakalar olduğunu öğrendik. Bu tür uygulamaların yalnızca uzman kişiler tarafından, menşei bilinen ürünlerle ve kontrollü yapılması gerekiyor" dedi.

Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslıhan Yürüktümen Ünal, acil servislere yutma güçlüğü ve nefes darlığı şikayetiyle başvuran hastalar olduğunu söyledi. Tek göz kapağında düşüklük görülebildiğini belirten Ünal, tek taraflı uygulamaya yakın alanlardaki kas güçsüzlüğünden çok korkmadıklarını, ancak bu durumun zaman içinde ilerlemesi, simetrik hale gelmesi ve uygulama alanından uzaktaki kasları tutmasının kaygı verici olduğunu ifade etti.

İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel, hasta güvenliğine dikkat çekerek uygulayıcı hekimlerin gerekli eğitim ve sertifikasyona sahip olması, işlemi doğru endikasyonla ve uygun koşullarda gerçekleştirmesinin temel sorumluluklar arasında olduğunu söyledi. Uygulama sonrasında gelişebilecek komplikasyonların zamanında tanınması ve uygun şekilde yönetilmesinin de büyük önem taşıdığını kaydetti.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…