Nasıl binalarda oturuyoruz?
İstanbul Maltepe'de 39 yıllık binanın üç katı çöktü, 2 kişi yaşamını yitirdi, 10 kişi yaralı olarak kurtarıldı. Binanın 4 katının kaçak olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, iskân sonrası yapılan müdahaleler, denetimsizlik ve kentsel dönüşümde yaşanan sorunların riski artırdığını vurguladı.
İstanbul'un Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'taki 7 katlı apartmanın ilk üç katı dün sabah 05.40'ta henüz belirlenemeyen nedenle çöktü. Enkaz altında kalan 3'ü çocuk 10 kişi kurtarıldı, en az 2 kişi ise yaşamını yitirdi. BirGün'ün edindiği bilgiye göre 1988'de 2 kat olarak ruhsat çıkarılan binanın, 1989'da ilk kaçak katının, 1990'da ise 3 kaçak katının yıkımı için alınan encümen kararlarının uygulanmadığı ortaya çıktı. Bina ayrıca "İmar Barışı" adı verilen uygulamadan da yararlanmadı. Yaşanan çökme bir kez daha "İstanbul'da milyonlarca insan, oturduğu binanın gerçekten ne kadar güvenli olduğunu biliyor mu?" sorusunu gündeme getirdi. Uzmanlar riskli yapıların depremi beklemeden tespit edilmesi, düzenli denetlenmesi ve yurttaşı barınma hakkından mahrum bırakmadan dönüşümlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Olay, dün Maltepe Doğu Sokak'ta yaşandı. 7 katlı bir binanın ilk üç katı kendiliğinden çöktü. Durumun bildirilmesiyle olay yerine, itfaiye, AFAD, UMKE, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Binanın çökme yaşanmayan üst katlarında mahsur kalanlar tahliye edildi. Enkazda ise arama kurtarma çalışması başlatıldı. Enkazda olduğu tahmin edilen 3 kişinin arama kurtarma çalışmaları gün boyu sürdü. Diğer 4 katı da yan yatan binanın etrafında tamamen yıkılma riskine karşı önlem alındı. Arama kurtarma çalışmaları sürerken binada kayma olduğu tespit edildi ve tıraşlama yöntemiyle kontrollü yıkım yapıldı. Arama kurtarma çalışmaları sırasında 10 kişi sağ kurtarıldı. Enkaz altında kalan Gülce Turhan ve 22 yaşındaki Ahmet Muhammet İnan'ın ise cansız bedeni çıkarıldı. Çalışmalar sırasında binanın bodrum katında küçük çaplı yangın çıktı ve müdahale edildi.
YIKIM KARARI VERİLMİŞ
İstanbul Valisi Davut Gül, binanın 1987'de yapıldığını, zemin artı 6 katlı olduğunu ve 12 daire bulunduğunu açıkladı. Gül, nüfus kayıtlarında binada 33 kişinin yaşadığının görüldüğünü söyledi. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen ise "Yapının riskli olup olmadığını kontrol ettik. 1980'li yıllarda yapılmış bir bina. Arşivdeki bilgilere göre, iskan verildikten sonra binanın üst iki katı kaçak" açıklamasını yaptı. BirGün'ün edindiği bilgilere göre, bina 1988'de bodrum, zemin kat, artı iki kat olarak ruhsat aldı. 1989 yılında binaya bir kat kaçak katın eklendiği, tespit üzerine "Yapı Tatil Tutanağı" düzenlendiği, kaçak katın yıkılması yönünde encümen kararı alındığı ancak yıkılmadığı öğrenildi. 1990'da bu kez 3 kat kaçak yapıldığı ve yine aynı işlemlerin yapıldığı, yine kaçak katların yıkılması yönünde encümen kararı alındığı ancak bu kararın da uygulanmadığı ortaya çıktı. Toplam 4 kaçak katı olan binanın "İmar Barışı" adı verilen uygulamadan da faydalanmadığı, kentsel dönüşümde de bir kişiyle anlaşamadığı için süreçlerin tamamlanmadığı kaydedildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan da binada zeminsel problem bulunduğunu belirterek özellikle 1999 öncesi yapıların hızla dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
4 KAT KAÇAK YAPILDI
• Binanın son 3 katı 1990 yılında kaçak inşa edildi. Yıkım kararı verildi ancak uygulanmadı.
• 1989'da da ilk kaçak kat yapıldı. Encüman yıkım kararı aldıysa da uygulanmadı.
• 1988 yılında 2 kat artı bodrum katı olarak ruhsat alındı.2 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmada binanın mimarı H.B. ve şantiye şefi M.O. gözaltına alındı. Binanın mal sahibi D.B'nin ise 2016 yılında yaşamını yitirdiği öğrenildi. Yapı izin belgesinde imzası bulunan görevlilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik çalışmaların ise sürdüğü belirtildi.
'ÇATLAKLAR BÜYÜYOR'
Binanın alt katında tekstil atölyesi bulunduğu, ancak çökme sırasında işyerinin boş olduğu öğrenildi. Binada daha önce çatlaklar bulunduğu, bazı yurttaşların ise çökmeden önce çatırdama sesleri duyduğu belirtildi. Apartman sakinlerinden Tolga Gülpınar, daha önce kentsel dönüşüm için girişimde bulunulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını söyledi. Binada daha önce bazı çatlakların bulunduğunu aktaran Gülpınar, bazı komşularının çökme öncesinde çatırdama sesleri duyduğunu söylediğini anlattı. Arkadaşlarının çocuklarının enkaz altında kaldığını söyleyen Meryem Gençağ, ise "Kentsel dönüşüm için yakın zamanda konuşmuşlar. Daire sahipleriyle anlaşamamışlar. İki tane çocuğu vardı, ikisi de enkaz altında. Birisi üniversite öğrencisi kız. Oğlu da 25-26 yaşında. Anne baba Trabzon'da işleri varmış, oraya gitmişlerdi" dedi.
Binanın alt katındaki tekstil dükkanını işleten Fatma Kaya'nın, duvardaki çatlakları telefonuyla kaydettiği görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde Kaya'nın "Elif, korkutmak istemem ama bizde böyle çatlaklar oluşmaya başladı. Gün geçtikçe de büyüyor" dediği görüldü. Açıklama yapan Kaya, kolon kesme durumunun olmadığını belirterek "Benden önce orası yıllardır baklava imalat yeriydi. Bayağı büyük bir fırındı. Biz sadece o fırını çıkartıp içerisine boya, badana tadilatı yaptırdık. Onun dışında kolon kesme yok. Çünkü zaten benim makinam yok. Benim alana ihtiyacım yok. Bir tane video çektim yönetime atmak için. Çünkü merak ettim, bizim dükkanda çatlaklar başladı. Sizin evlerde de var mı diye" dedi. Kaya, Nisan ayından sonra çatlakların çok fazla bir büyümeye başladığını anlattı.
∗∗∗
İSKÂN VERİLDİKTEN SONRA DENETLENMİYOR
Pelin Giritlioğlu, yapıların iskân aldıktan sonra da düzenli olarak denetlenmesi gerektiğini söyledi. Ruhsat ve eklerine aykırı yapıların yaygın olduğuna dikkat çeken Giritlioğlu, kat ekleme, kolon kesme ve yapıya taşıyabileceğinden fazla yük bindirilmesinin ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Binaların da araçlar gibi periyodik olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Giritlioğlu, "İskân belgesi verildikten sonra yapılar denetlenmiyor. 2, 3 ya da 5 yılda bir yapıların mutlaka belediyeler tarafından denetlenmesi gerekir" dedi. Giritlioğlu, bu denetimlerin yapılabilmesi için belediyelerin teknik personel ve mali kaynak açısından güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Denetim için özel bütçe ayrılması ve belediyelerde bu konuda ayrı birimler oluşturulması gerektiğini belirten Giritlioğlu, kaçak müdahalelere ağır yaptırımlar uygulanmasını istedi. Plansız ya da hatalı planlamanın afet riskini artırdığını vurgulayan Giritlioğlu, "Kendi kendine çökme de bir afettir" dedi. Giritlioğlu, yurttaşların da imar ve yapı güvenliği kurallarına uyması gerektiğini söyledi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi
∗∗∗
YAPI GÜVENLİK SERTİFİKASI ZORUNLU OLMALI
Selçuk Uluata, İstanbul'daki yapı stokunun kapsamlı bir envanterinin çıkarılması gerektiğini belirtti. İstanbul'da her yıl ortalama 10-15 binanın bu şekilde çöktüğüne dikkat çeken Uluata, yapıların yalnızca deprem sonrasında değil, düzenli aralıklarla denetlenmesi gerektiğini vurguladı. 1999 Marmara Depremi'nin ardından İstanbul'da çeşitli yapı envanteri çalışmaları yapıldığını ancak bunların kapsamının sınırlı kaldığını belirten Uluata, İstanbul'da 2000 yılı öncesinde yapılmış yaklaşık 2 milyon 250 bin konut bulunduğunu anımsattı. 2018'deki İmar Barışı'na da dikkat çeken Uluata, ülte genelinde 3 milyon 152 bin, İstanbul'da ise yaklaşık 319 bin konutun düzenlemeden yararlanmak için başvurduğunu dile getirdi. Uluata, yurttaşlara satış ve kiralama işlemlerinde "Yapı Güvenlik Sertifikası" benzeri bir belgenin zorunlu hale getirilmesini önerdi. "Bu tip yasaların ivedilikle çıkarılması lazım" diyen Uluata, 1987 yapımı bir binanın yaşının tek başına risk göstergesi olmadığını, yapıların düzenli bakım ve denetimden geçirilmesi gerektiğini söyledi. İstanbul'daki yapı stokunun iki aşamalı olarak incelenmesini öneren Uluata, ilk aşamada binaların projeye uygunluğunun, kaçak katların, kolon kesme ve benzeri müdahalelerin belirlenmesini ikinci aşamada ise yapıların performans analizlerinin yapılmasını istedi. Korozyon, zemin koşulları, kaçak katlar ve taşıyıcı sisteme yapılan müdahalelerin farklı biçimlerde risk yaratabileceğini söyleyen Uluata, riskli yapıların tespitinin ardından güçlendirme, yıkım veya kentsel dönüşüm seçeneklerinin değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Barınma krizine de dikkat çeken Uluata, yüksek kiraların dönüşüm sürecinde yurttaşları zor durumda bırakabileceğini belirterek özellikle düşük gelirli mülk sahipleri ve kiracılar için kamusal destek mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı
∗∗∗
6-7 MİLYON RİSKLİ YAPI
Ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri hâlâ 1999 öncesinde yürürlükte olan eski mevzuat ve yetersiz malzeme standartlarıyla inşa edilmiş binalarda yaşıyor. Türkiye ve megakent üzerine paylaşılan bazı veriler şöyle:
• Türkiye'de yaklaşık 10 milyonluk yapı stokunun 6-7 milyonunun riskli olduğu tahmin ediliyor.
• İstanbul'da yaklaşık 600 bin yapının riskli olduğu belirtiliyor.
• TBMM verilerine göre riskli yapıların yaklaşık yüzde 13-14'ü kentsel dönüşüm kapsamında yenilendi.
∗∗∗
İSTANBUL'UN TABUT BİNALARI
İstanbul'da deprem riski taşıyan yapıların dönüşümü tartışılırken, riskli yapıların önemli bölümü için henüz kapsamlı dönüşüm sağlanamadı. İBB, hızlı tarama çalışmaları kapsamında yaklaşık 40 bin binada inceleme yaptı, 20 bininin yüksek veya çok yüksek risk grubunda bulunduğu açıklanmıştı. İstanbul'da kendiliğinden yıkılması beklenen bin 238 bina var.
Kaynak: Birgun