İçeriğe geç
  • Dolar 49,3431 ▲ %0,17
  • Euro 55,2806 ▼ %0,22
  • Sterlin 65,3425 ▼ %0,06
  • Gram Altın 6.656,72 ▲ %1,69
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,65 ▲ %3,08
  • Bitcoin 4.066.762 ▲ %1,45
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Politika

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: "Kim uyarıldı, kim korundu, kim müdahale etmedi?"

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, TBMM Genel Kurulu'nda fon krizine ilişkin yaptığı konuşmada, yatırımcılara açıklanan ödeme takviminin siyasi ve idari sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını vurguladı. Esen, 455 bin 758 yatırımcının birikimlerinin belirsizlik içinde olduğunu belirterek denetim zincirinin, işlem kayıtların

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, İYİ Parti tarafından fon krizine ilişkin verilen Meclis araştırması önergesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda konuştu. Yatırımcıların zararlarının giderilmesi kadar krize yol açan siyasi ve idari sorumlulukların belirlenmesinin de önemli olduğunu vurgulayan Esen, "Ödeme takvimi açıklamak, siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmıyor." dedi.

Fon krizinin yalnızca mali bir tasfiye süreci olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Esen, denetim mekanizmalarının neden zamanında işletilmediğinin ve kamu otoritelerinin hangi aşamalarda müdahalede bulunduğunun Meclis tarafından araştırılması gerektiğini ifade etti.

"Ödeme Takvimi Açıklamak, Siyasi Sorumluluğu Ortadan Kaldırmıyor"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ödeme ve tasfiye takvimini değerlendiren Esen, 17 fondaki 43 bin 643 yatırımcıya ödeme yapılacağını, diğer fonlarda bir milyon liraya kadar ara ödemenin kanuni düzenlemeye bağlandığını ve nihai tasfiye için beş-altı aylık süre öngörüldüğünü hatırlattı.

Yatırımcıların birikimlerine kavuşmasının öncelikli olduğunu ancak açıklanan takvimin sorumluluk tartışmasını sona erdirmeyeceğini belirten Esen, "Vatandaşın parasına kavuşmasını elbette istiyoruz. Ama ödeme takvimi açıklamak, siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmıyor." ifadelerini kullandı.

"455 Bin İnsanın Birikimi Yalnızca Bir Portföy Büyüklüğü Değildir"

Fon krizinden etkilenen 455 bin 758 yatırımcının birikimlerinin aylara yayılan tasfiye sürecine bağlı olduğunu söyleyen Esen, yaşanan belirsizliğin vatandaşların günlük yaşamına doğrudan yansıdığını dile getirdi.

Esen, yatırımcıların karşı karşıya kaldığı durumu şu sözlerle anlattı:

"Bu insanların birikimini yalnızca bir portföy büyüklüğü olarak göremezsiniz. O paranın içinde çocuğun okul masrafı, emeklinin güvencesi, esnafın ödemesi var. Aylar sürecek tasfiye, onlar için aylar sürecek belirsizlik demek."

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın çözüm önerilerini de gündeme getiren Esen, sürecin yalnızca ödeme planıyla sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti.

Esen, tam yetkili ve uzmanlardan oluşan bir görev gücü kurulmasını, sorumluların mal varlıklarından tahsilat yapılmasını, küçük yatırımcılara öncelik verilmesini ve Meclis araştırma komisyonu aracılığıyla denetim zinciri ile siyasi sorumluluğun ortaya çıkarılmasını istedi.

"Kriz Patladıktan Sonra Müdahale Eden Devlet, Daha Önce Neden Müdahale Etmedi?"

Kriz sonrasında bankaların görevlendirildiğini, likidite sağlandığını ve fonların karantinaya alındığını hatırlatan Esen, kamu kurumlarının kriz öncesindeki denetim faaliyetlerinin araştırılması gerektiğini savundu.

Denetim mekanizmalarının zamanında devreye girip girmediğinin açıklığa kavuşturulmasını isteyen Esen, "Vatandaşın birikimi tehlikeye girerken neden etkili müdahale yapılamadı? Kim ne zaman uyarıldı? Hangi yetki neden kullanılmadı?" sorularını yöneltti.

Kriz sonrasında alınan tedbirlerin geçmişteki karar ve ihmallerin incelenmesine engel olmadığını vurgulayan Esen, yetkili kurumların hangi bilgilere ne zaman ulaştığının ve bu bilgiler karşısında nasıl hareket ettiğinin belirlenmesi çağrısında bulundu.

"Para İadesi de Görevden Ayrılmak da Araştırmanın Yerine Geçmez"

Fon krizine ilişkin kamuoyuna yansıyan isimler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Esen, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin basına yansıyan ifadelerinde özel bilgi almadıklarını savunduklarını hatırlattı.

Bu açıklamaların yalnızca beyanlarla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Esen, işlem kayıtlarının, para hareketlerinin ve alım-satım tarihlerinin incelenmesini istedi.

Esen, "Para iadesi de görevden ayrılmak da araştırmanın yerine geçmez." diyerek mali işlemlerle ilgili iddiaların somut veriler üzerinden açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in listedeki isimlerin kamuoyuna açıklanması yönündeki çağrısına da destek veren Esen, "Listedeki isimleri açıklayın." dedi.

"Adli Soruşturma Yürüsün, Meclis de Siyasi Sorumluluğu Araştırsın"

Savcılık tarafından yürütülen incelemenin sürdüğünü hatırlatan Esen, adli soruşturmanın Meclisin anayasal denetim görevini ortadan kaldırmadığını belirtti.

Adli ve siyasi sorumluluk süreçlerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Esen, "Adli soruşturma yürüsün. Meclis de kamu makamlarının idari ve siyasi sorumluluğunu araştırsın. Birinin varlığı, diğerini gereksiz kılmaz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın denetim görevlerinin aynı kişilerde toplanmasının doğurabileceği sakıncaları tartışmaya değer bulduğunu da hatırlatan Esen, "Öyleyse Meclisin denetiminden neden kaçınılsın?" sorusunu yöneltti.

Fon krizinin bütün yönleriyle araştırılmasının kamu yönetiminde hesap verebilirlik açısından gerekli olduğunu savunan Esen, yatırımcıların zararlarının giderilmesi ile sorumluların belirlenmesi süreçlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'ndaki konuşmasını Meclisin denetim sorumluluğuna dikkat çekerek tamamlayan Esen, "Vatandaşın zararını gidermekle, o zarara yol açan sorumlulukları ortaya çıkarmak birlikte yürümeli. Meclis bu görevini yerine getirmeli." dedi.

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…