İçeriğe geç
  • Dolar 49,3549 ▲ %0,18
  • Euro 55,4000 • %0,00
  • Sterlin 65,3329 ▼ %0,07
  • Gram Altın 6.625,92 ▲ %1,22
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,40 ▲ %1,75
  • Bitcoin 4.061.271 ▼ %0,36
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75

Kültür-Sanat

Çakallar'ın peşinde ülkenin sınıf haritası

Çakallarla Dans, 8'inci filmde bu kez Almanya'ya uzanan hikâyesiyle 6 Kasım'da vizyona giriyor. Yönetmen Murat Şeker serinin 16 yıllık yolculuğunu Türkiye'nin daralan orta sınıfının bir kaydı olarak değerlendiriyor.

Deniz Burak BAYRAK

'Çakallarla Dans', sekiz film boyunca Türkiye'nin değişen ekonomik ve toplumsal koşullarını mizahının içine aldı. Köşeyi dönmeye çalışan, ekonomik olarak sıkışmış, kolay yoldan para kazanmanın peşine düşen karakterler, yıllar içinde değişen sınıfsal yapının figürlerine dönüştüler. 'Çakallarla Dans 8: Şututgart Çıkarması'nda bu kez hikâye İstanbul'dan Berlin ve Stuttgart'a uzanıyor. Çakallar, bir insan kaçakçılığı ağının içine düşerken film göç, suç ve Türkiye'den çıkış arzusunu mizahın içinden tartışıyor. 6 Kasım'da vizyona girecek film öncesinde yönetmen Murat Şeker ile serinin 16 yıllık yolculuğunu, sınıf atlama arzusunu, ekonomik sıkışmayı, gençlerin suça sürüklenmesini, göçü ve serinin yeni filminde Almanya'ya uzanan hikâyeyi konuştuk.

Bir karakter grubunun 16 yılda sekiz filmle seyirciyle bağını korumasını nasıl açıklıyorsunuz? 

Açıkçası öngöremeyeceğimiz kadar uzun süre. 2010'da bir toplumsal eleştiri mizahı yapmak üzere senaryo yazıp bu ekiple toplandığımızda tabii ki geleceğe yönelik umutlarımız vardı ama bunun 16 yılı ve 8 filmi kapsayacağını öngörmemiz ihtimal dâhilinde değildi. Ama her film yeni filmi doğurdu; seyirciyle müthiş bir bağ kurdu. Bu karakterler ve hikâye örgüsünde topluma tuttuğumuz ayna kabul gördü. Çünkü her mahallede bir köşeyi dönmeye çalışan muhasebeci Servet var; muhafazakâr ama hep çakalların oyununa gelen bir Del Piero Hikmet var. Köşeyi dönmeye çalışan diğerleri var. 

Karakterleri yaratırken ülkede sınıfsal açıdan ne gördünüz? 

Bir sınıf çatışması filmi yapmanın, özellikle söz konusu mizah olduğunda, yeni nesille bağ kurma aşamasında onlara bir şey anlatırmış gibi gözükmemesi, üstten bakmaması gerekiyor. Dostça, belki bir ağabey gibi, belki mahalleden bir arkadaş gibi… Dolayısıyla bizim karakterlerimizin temel motivasyonu sınıf atlamak. Ülkemizdeki her alt sınıfa mensup gençler gibi diyeyim. Tabii ki bunun dışında örnekler vardır ama genel anlamda politik bilinci kaybolmuş ya da kaybettirilmiş kuşaklar dizgisini yaşıyor Türkiye. Hınçlı ama daha çok sınıf bilincinin dışında bir servet düşmanlığına yönelik bakış açısı gelişti. Sistem bunu geliştirmiş oldu. Bu dağınık, alt ekonomik gruba mensup insanların belli bir bilinçten yoksun olmasına, örgütlenememesine ve sistemin kullanıp atabileceği heveslilere dönüşmesine yol açtı. Filmde alt metin olarak bunu baz alıyoruz. Sınıf atlamaya çalışan ama atlaması mümkün olmayan ve büyük çakalların piyonu olup, 'kullan-at' formülüyle hayatın çöplüğüne gönderilecek potansiyel karakterlerin hikâyesi bu. Günümüzde bu küçük, genç mafya grupları genelde Şirinler, Daltonlar gibi çizgi film karakterleriyle anılıyorlar. 18 yaşındaki veya altındaki çocuklar kolay, lüks hayata ulaşma anlamında suça teşne oluyorlar. Ve hapse giriyorlar. Biz 16 yıldır alın terinin önemli bir şey olduğunu ve kolay yoldan köşeyi dönmenin, özellikle de illegal işlere bulaşıp köşe dönmenin mümkün olmadığını anlatmaya çalışıyoruz gülerek, güldürerek. Ama 16 yıllık filmin gelişimiyle ülkemizin gelişimine bakınca; özellikle alt gelir grubundaki gençlerin çoğunun maalesef suça bulaştığını görüyoruz.

Orta ve alt gelir gruplarının yaşadığı ekonomik sıkışma mizahınızı yıllar içinde değiştirdi mi?

16 yıl içerisinde daralan bir orta sınıf gelişimi yaşandı Türkiye'de. Gelir düzeyi küçüldükçe küçüldü. Eskiden orta sınıf dediğimiz, şimdi alt gelir grubunun biraz üstünü temsil eder hâle geldi. Dolayısıyla her filmin içinde göndermelerle, taşlamalarla bu durumlar yer buldu, bulmaya da devam ediyor. 'Çakallarla Dans 8'de de var. Hatta 'Çakallarla Dans 7' zamanı; 14 yılda değişen ekmek fiyatı, mazot fiyatı gibi dengeler yapmıştık filmdeki sahnelerle… 2010'daki bir senaryoda geçen ürünün ya da malın değeriyle günümüz arasındaki enflasyonu ve alım gücünün ne hâle geldiğini anlatan özel bir video da hazırlamıştık. Belki bu film için de yine hazırlarız. 16 yılda alım gücü neydi, ne oldu? Bütün bu sürecin tanığı ve sözcüsü de olduğumuz için senaryonun içinde rakamlarla birlikte yaşıyor bu negatif durum. Açıkçası ben de bu ülkenin bir vatandaşı olarak üzülerek takip ediyorum.

Neden onları Berlin ve Stuttgart gibi başka bir toplumsal gerçekliğin içine soktunuz?

Seri filmlerdeki en önemli sıkışmışlık, kendini tekrar etme durumu oluyor. Bunu aşmanın bir yolu da karakterlerimizi yeni coğrafyalarda, yeni hikâyelerin peşinde serüvene atmak. Açıkçası filmin Almanya'da geçmesi, Türkiye'nin gerçekliğinden çok da kopuk bir yer teşkil etmiyor. Son üç yılda Türkiye'den iki buçuk milyon kişi yurt dışına göç etti ve bunların büyük bölümünü biz beyin göçü olarak tanımlayabileceğiz. Ülkenin eğitimli nüfusu Türkiye dışına çıktı. Burada da Almanya 1'inci ülke. İnsan kaçakçılığı ve mülteci sorununu bu filmin alt katmanına yerleştirdik; coğrafyayı değiştirdik.

Türkiye gerçeğinin dışına çıkmış gibi gözüksek de Türkiye'den kaçmak isteyenlerin başına neler gelebileceğini, özellikle illegal yollara sapanların nelerle karşılaşabileceğini anlatan bir hikâyeyi mizahi bir şekilde ele aldık. Dolayısıyla Almanya'daki Türkleri ve Türkiye'nin uzantılarını ülkemiz gerçekliğinden çok ayrı görmüyorum.

Murat Şeker 

∗∗∗

NUR SÜRER, FİLMİN 'YENGESİ' OLDU

Serinin son filminde, 'Yenge' karakterini Nur Sürer canlandırıyor. Yönetmen Şeker, Sürer'in filmdeki varlığının serinin yıllardır süren erkek egemen yapısında değişiklik yarattığını söylüyor. Sürer'in ilk kez gerçek anlamda bir komedi filminde rol aldığını belirten Şeker, oyuncunun siyasi duruşuna ve filmografisine de dikkat çekiyor. Şeker, "Nur Abla'nın hem setteki varlığı hem üstlendiği 'Yenge' karakteri filmimizde yıllardır süregelen erkek egemen dünyanın baskınlığını büyük ölçüde dengeledi" diyor. Sürer, filmde uluslararası işlere yön veren bir mafya liderini canlandırıyor. 

Nur Sürer

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…